Cinsel Suçların Tarihsel Ve Hukuksal Gelişimi

CİNSEL SUÇLARIN TARİHSEL VE HUKUKSAL GELİŞİMİ

ÖZET

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ise cinsel dokunulmazlığı ihlal eden fiiller, Ceza Kanunu’nun Özel Hükümlere ilişkin ikinci kitabının “Kişilere Karşı Suçları cezalandıran ikinci kısmının altıncı bölümünde , “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı İşlenen Suçlar” başlığı altında “Cinsel Saldırı” (TCK m.102), “Çocukların Cinsel İstismarı” (TCK m.103), “Reşit Olmayanla Cinsel İlişki” (TCK m.104) ve “Cinsel Taciz” (TCK m.105) başlıkları ile düzenlenmiştir. 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda eşe karşı cinsel saldırı suç olarak düzenlenmiş olup, 765 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer alan “evlenme vaadiyle kızlık bozma” suçu ve fail ile mağdurun evlenmesi sonucu cezayı kaldıran 765 sayılı Türk Ceza Kanunun 434. maddesine ve benzeri bir düzenlemeye 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda yer verilmemiştir.

GİRİŞ

Suç ve cinsellik kavramı insanlık tarihi kadar eski iki kavramdır. Cinsel suçlar; kişi özgürlüğüne ve beden bütünlüğüne yapılabilecek en ağır suçlardan olup, cinsel tacizden, cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığının ihlalini ve daha ileri durumlarda da vücuda organ veya sair bir cisim sokulmasını kapsayan geniş bir alandır. Nitekim ülkemizde son yıllarda cinsel suç oranlarında önemli oranda artış olmuştur. Türkiye’de 2008 yılında yapılan bir çalışmada, hayatı boyunca eşi veya birlikte oldu kişi ya da kişilerce cinsel şiddete uğramış kadınların oranı kentlerde %14.3, kırsal kesimde %18.3, ülke çapında ise %15.3 olarak belirlenmiştir. 15 yaşından önce cinsel istismar yaşadığını belirtenlerin oranı %7 olarak belirlenmiştir (18). Yine Türkiye’de yapılan bir diğer çalışmada, cinsel istismar mağdurlarının %76.3’ünün kız, %23.7’sinin erkek, cinsel saldırı mağdurlarının %93.4’ünün kadın, %6.6’sının erkek olduğu saptanmıştır[1].

I. CİNSELLİĞİN TARİHÇESİ

Cinsellik insan yaradılışıyla birlikte içgüdüsel olarak ortaya çıkmıştır. İlk insanların yaptıkları duvar resimlerinden cinsel ilişkiye girmiş çiftler betimlenmiştir. Eski çağlarda ailenin genç kızını veya kadınını yabancı bir erkeğe sunmak nezaket kurallarının başında gelen bir gelenek imiş. 3. yüzyılda ise Hint bilge Mallania Vatsyayana tarafından Kamasutra (Aşkın Kitabı-Zevkin Kitabı)  adlı cinsel ilişki öğreti kitabı yazılmış ve bu kitabın yazılma amacı olarak da çiftlerin cinsel ilişki tekniklerini çok daha mükemmelleştirmek, evliliği sağlam temellere oturtmak olarak açıklanmıştır[2].

Ancak cinsellik; Aziz Paul’un “cinsel perhiz” deyimine kadar doğal bir ihtiyaç olarak kabul edilmiştir. Aziz Paul’un cinsel arzuları önleme konusunda Perslerin eski buluşları olan Şeytan kavramına başvurması ve Âdem ile Havva’nın işledikleri asli günahı cinsel işlemin kendisi haline getirmesi cinsel yasağın ten arzusuna metafizik korkunun eklenmesine neden olmuştur.  Kilisenin tasarrufunda olan yasal evlenmelerde suçluluk, cinsel eylemlere bağlı olarak varlığını hep korumuş ve göre ilk günahın cinsellikle işlendiği kabul edilmiştir.

III. CİNSEL SUÇLARIN TARİHSEL GELİŞİMİ

A. GENEL OLARAK

Tarihsel sürece bakıldığında bireyin cinsel dokunulmazlığına karşı işlenen suçların farklı devirlerde ve toplumlarda farklı şekillerde suç sayılarak cezalandırıldığı görülmektedir.

B. ASUR HUKUKU

Asur hukuku, zina, ırza tecavüz, adam öldürme, hırsızlık, sihirbazlık, ahlak ve adaba muhalefet, hakaret, çocuk düşürme gibi birçok fiiller suç olarak kabul etmiş ve bunlar hakkında ölüm, uzvun kesilmesi, kısırlaştırma, para, değnek, kral angaryasında çalışma şeklinde farklı cezalar belirlemişti[3]. Asur Hukuku’na göre, evli bir erkeğin genç bir kıza karşı cinsel saldırı suçunu işlemesi halinde, kızın babası cinsel saldırı suçunu işleyen erkeğin karısını alır ve aynı fiili cinsel saldırı suçunu işleyen erkeğin karısına uygulardı. Eğer cinsel saldırı suçunu işleyen erkek evli değilse, bu takdirde kız fiyatının üç mislini ödemeye mecbur tutulduğu gibi cinsel saldırı fiilini işlediği kızla da evlenebilirdi. Yalnız bu son halde kızın babasının onayı gerekiyordu[4]. kadın itiraf etsin veya etmesin, onunla cinsel ilişkiye giren erkek ve bu ilişkiyi mümkün kılan kimse ya da kimselere ölüm cezası uygulanırdı[5]

C. BABİL HUKUKU

Babil yönetiminde hukuk her şeye egemen olup halkın neleri yapacakları veya neleri yapmayacakları en ince ayrıntısına kadar belirtilmişti[6]. Kadın kocasını aldatıyorsa suya atılarak boğuluyordu. Kadın sevgilisiyle birlikte yakalanmışsa birbirlerine bağlanarak suya atılıyorlardı. Cinsel ilişkilerinin olup olmadığı konusunda Irmak Tanrısının tanıklığına başvuruluyordu. Bunun için çift suya bağlanmadan atılır, tanrı onların suçlu olup olmadığına karar verirdi. Boğulmadan sudan çıkabilirlerse tanrı onların suçlu olmadığına karar vermiş sayılırdı. Bu arada çiftlerin yüzme bilip bilmedikleri de önem kazanıyordu[7].  Mezopotamya’nın birçok yerinde olduğu gibi homoseksüelliğin Babil’de çok yaygın olduğu, anlaşılmaktadır.

D. İBRANİ HUKUKU

İbrani hukukunda, suçlar ve bunlara uygulanacak cezalar Tevrat’da belirlenmiştir. İbrani Hukuku da cinsel saldırıyı suç olarak kabul etmiş ve bu suçlar hakkında ağır cezalar uygulamıştır.

F. GERMEN HUKUKU

Germen hukukunda, zina yapan kadın bizzat kocası tarafından cezalandırılırdı[8]. Germen hukukunda, fahişeler kendilerine karşı işlenen ırza geçme suçuna katlanmak mecburiyetindeydiler ve şikâyete hakları bulunmamaktaydı[9].

G. İSLAM HUKUKU

1- Kuran-ı Kerim’de Cinsel Suçlar Ve Cezası

Kuran-Kerim’de cinsel yaşamı düzenleyen birçok ayet vardır. Bu ayetlerin bir kısmı doğrudan cinsel suç teşkil eden eylemlere yönelik iken bir kısmı da cinsel suçlara giden yolları kapatma ve aile yaşamını/ cinsel yaşamı düzenlemeye yöneliktir[10]. İslam Hukuku’nda “Cinsel Saldırı” kavramına yer verilmemiştir. Cinsel saldırı (ırza geçme) suçu, İslam hukukunda zina içinde değerlendirilmektedir[11]. Zina suçunu işleyen kişi ister kadın ister erkek olsun verilecek asli ceza yüz sopadır[12]Zina eden erkek ve zina eden kadının her birine yüz değnek vurun” şeklindeki celde ayetinde, evli – bekâr ayrımı yapılmamıştır[13].

2- Sünnette Cinsel Suçlar Ve Cezası

İslam hukukuna göre ırza tecavüz; zina fiilinin cebir, ikrah veya ızdırar halinde işlenmiş şeklidir. Yukarıda da belirtildiği üzere bir erkeğin güç kullanarak zorla bir kadınla zina etmesine fıkıh terminolojisinde iğtisab denir[14]. Hz. Peygamber’in birkaç kez recmi uyguladığını rivayet edilmektedir. Bunlardan ilki zina eden iki Yahudi’nin recmidir. Bu recmin hicretin hemen akabinde uygulandığı ve zina edenler Yahudi olduğundan veya Kuran’da zina cezası bulunmadığından Hz Peygamber’in Tevrat ile amel ettiği genellikle kabul edilmektedir. Zinanın ispatlanabilmesi için 4 şahit bulunması gerekir.  Ayrıca bu şahitlerde diğer dava şahitlerinden farklı bir takım özel şartlar da aranmıştır. İkrarın kabulü için fiilin esasını gayet net ve etraflıca açıklayıcı, ikrardaki şüpheleri giderici, zina ile kastettiğinin hadd cezası gerektiren veya gerektirmeyen bir fiil olup olmadığının belirtici olması şarttır[15].

H. OSMANLI HUKUKU

Osmanlı Hukukunda zina haddi Cemiyet aleyhine işlenen suçlar başlığın altımda düzenlenmiştir. Hadd suçu olan zina, birbirleriyle evlilik ve mülkiyet gibi bir bağ bulunmayan iki tam ehliyetli, görebilen ve konuşabilen Müslüman veya zimmînin, isteterek sarhoş olsa bile, kendi rızaları ile cinsi temasta bulunması ve bunu yaparken dört erkek, hür, adil Müslüman tarafından yakalanması demektir[16].

1274 (1858) Tarihli Ceza Kanunnamesi ile modern anlamda ceza hukuku Osmanlı Devletine girmiştir ve bu kanun 1926 yılına kadar pek çok değişiklikler geçirmekle birlikte, Türk Ceza Hukukunun temeli olmuştur[17]. 1256 (1840) tarihli Kanun-ı Ceza’da cinsel saldırı suçuna ilişkin hiçbir hüküm yoktur. Ancak genel olarak 1256 (1840) tarihli kanununun tekrarı olan 1267 (1851) tarihli Kanun-ı Cedit, önceki hükümlere ek olarak sarkıntılık etmek (kürek veya pranga cezası), kız kaçırmak gibi suçlara yer vermiştir[18]. Bu kanunun 197. maddesine göre bir kimse on bir yaşından küçük bir çocuğa cinsel saldırıda bulunması halinde 6 aydan az olmamak üzere geçici hapis cezası ile cezalandırılabileceği hükmü yer almıştır. 198. maddede ırza geçme suçunun cezası geçici kürek cezası olarak gösterilmiştir, devamında ise ırza tasaddi fiiline karşılık gelen eylemler üç aydan aşağı olmamak üzere hapis cezası ile cezalandırılmıştır. 199. maddede ise fiilin ağırlaştırıcı haline yer verilmiş, mürebbiler ve veliler, aylıklı hizmetkarlar suçun faili olursa beş seneden aşağı olmamak üzere geçici kürek cezası ile cezalandırılacağı hükmüne yer verilmiştir. 200. maddede ise evlenme vaadi ile kızlık bozma suçuna yer verilmiş, fail hakkında ayrıca tazminat sorumluluğu öngörülmüştür[19].

IV. MUKAYESELİ HUKUK

Karşılaştırmalı hukuka bakıldığında öncelikle kanunların cinsel suçlara ilişkin olarak bölüm başlıklarında cinsel özgürlüğün ön plana çıkarıldığı görülmektedir. Örneğin; Đsviçre Ceza Kanunu’nda başlık, cinsel bütünlüğe (Sexuelle Integritaet) karşı suçlar iken, Alman Ceza Kanunu’nda başlık, cinsel özgürlüğe karşı suçlardır. Fransız Ceza Kanunu’nda ise, kişinin bedensel veya ruhsal dokunulmazlığının ihlali bölümünde cinsel saldırılar başlığı altında düzenlenmiştir[20].

V. 765 SAYILI TCK’DA CİNSEL DOKUNULMAZLIĞA KARŞI SUÇLAR

765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu’nda cinsel suçlar, “Adabı umumiye ve nizamı aile aleyhinde cürümler” başlığı altında “Cebren ırza geçen, küçükleri baştan çıkaran ve iffete taarruz edenler” başlıklı birinci fasılda 414 ile 428’inci maddeler arasında düzenlenmiştir[21]. Cinsel suçlar, 1997 TCK Tasarısı’nın İkinci Kitabı’nın “Topluma Karşı Suçlar” başlıklı İkinci Kısmı’nın “Cinsel Özgürlüğe ve Edep Törelerine Karşı Suçlar” başlığını taşıyan Altıncı Bölümde yer almakta idi. Her ne kadar bölüm başlığında “Cinsel Özgürlük” terimi yer almaktaysa da, gerek aynı başlıkta bulunan “Edep Töreleri” terimi, gerekse bu bölümün Tasarı’nın sistematiği içindeki yeri yani Birinci Kısım’daki “Kişilere Karşı Suçlar”dan ayrılması kanun koyucunun geleneksel bakış açısının hiç de değişmediğini göstermektedir[22].  Nitekim KIRBIYIK’; “Genel Ahlak ve Aile Düzenine Karşı cürümlerde korunmak istenen hukuki yarar sadece “bireyin cinsel özgürlüğü değildir”. Bu cürümlerin düzenlendiği fasıldan da anlaşılacağı üzere, yasa koyu bu cürümlerle aynı zamanda “genel ahlak ve aile düzenini” koruma amacı gütmüştür. Bu nedenlerle reşit olmayan kimselerle rıza dayalı cinsi münasebetin suç olmaktan çıkartılması yönündeki doktrinel eğilimleri benimsemenin mümkün olmadığı kanısındayım[23]şeklinde görüş belirtmiştir.

765 sayılı TCK’da ırza geçme tabiri kullanılmıştır ve kanunda “ırza geçme” fiilinin ne olduğu tanımlanmamıştır. 765 sayılı kanun zamanında ırza geçme cürümünün tanımı noktasında çeşitli görüşler ileri sürülmüştür.

Eski Yasa Dönemindeki ırza geçme suçu ile cinsel saldırı veya cinsel istismar suçunun nitelikli hali arasında bir takım farklılıklar bulunmaktadır. Irza geçme suçu ancak cinsel organ ile gerçekleştirilebilir. Parmak veya alet ile ırza geçme suçu gerçekleştirilemez. Cinsel saldırı suçunun nitelikli halinde ise mağdurun anal, oral, vajinal yoldan herhangi bir cisim sokulması yeterli olmaktadır. Cinsel saldırı suçunun nitelikli halinde cinsel organ gerekli olmayıp parmak veya herhangi bir aletin olması yeterlidir. Irza geçme suçunu doğal olarak ancak erkekler işleyebilir. Kadının erkeği zorlaması sonucu cinsel ilişkide bulunulması halinde ise kadının cinsel organ sokmasından bahsedilmeyeceğinden ırza tasaddi suçunu oluşturacaktır[24].

765 sayılı TCK açısından doktrinde evlilik içi zora dayalı cinsel ilişkinin ırza geçme suçunu oluşturup oluşturmayacağı konusu tartışmalıydı. Bu konuyla ilgili olarak doktrinde farklı görüşler ileri sürülmüştü[25]. Evlilik içerisinde kocanın ırza geçme suçunun faili olamayacağını savunan yazarlara göre ırza geçme suçunun oluşabilmesi için cinsel ilişkinin hukuka aykırı olması gerektiği ve eğer fail ile mağdur arasında cinsel ilişkiyi haklı kılacak bir hukuki bağ mevcutsa fiil suç teşkil etmeyeceği belirtilmişti[26]. Doktrinde bir kısım yazarlar ise, normal yoldan zorla gerçekleştirilen cinsel ilişkinin, suç oluşturmayacağını kabul etmekle birlikte, karının rızası hilafına kocanın karısıyla ile TCK 416. maddede gösterilen şartlarla anormal cinsel ilişkide bulunması halinde kocanın eylemi 765 sayılı TCK’nın 478/-3. ve 479. maddesindeki “aile bireylerine fena muamele” suçunu işlediğinin kabul edilmesi gerektiğini savunmaktaydılar, Yargıtay’ın görüşü de bu yöndeydi[27].

ETCK 423. maddesi “Her kim 15 yaşını dolduran bir kızı alacağım diye kandırıp, kızlığını bozarsa, altı aydan iki seneye kadar hapsolonur”. Evlenme vukuu halinde dava ve ceza tecil olunur. Şu kadarki 5 sene içinde koca aleyhine boşanmaya hükmolunursa hukuku amme davası avdet eder. Ve evvelce ceza hükmolunmuşsa çeker” şeklinde düzenlenmiştir[28]. Maddeyle korunmak istenen hukuki yararın “Kandırılmak suretiyle kızlığı kirletilen mağdurenin ihlal olunan cinsel özgürlüğü, el değmemişliği, dokunulmamışlığı kızlık erdemi” olduğu belirtilmiştir[29].

765 sayılı eski Türk Ceza Kanunu’nun 418. maddesinde yer alan idam cezası tabiri 21.11.1990 tarih ve 3679 sayılı Kanunun 27’nci maddesi ile müebbet ağır hapis cezası olarak değiştirilmiş ve işlenmiştir[30].

VI. 5237 SAYILI TCK ‘DA CİNSEL DOKUNULMAZLIĞA KARŞI SUÇLAR

5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu’nun ikinci kitabının ” Kişilere karşı suçlar ” kısmında cinsel saldırı, çocukların cinsel istismarı, reşit olmayanla cinsel ilişki ve cinsel taciz suçları düzenlenmiştir.

A. CİNSEL SALDIRI

Cinsel saldırı suçunun basit halinin düzenlemesinin yer aldığı TCK’nın 102’nci maddesinin birinci fıkrasında suç tipinin fiil unsuru, “Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl eden…” ifadesi kullanılmak suretiyle gösterilmiştir. Bu ifadeden anlaşılacağı üzere cinsel saldırı suçu, bir kimsenin vücut dokunulmazlığının cinsel davranışlarla ihlal edilmesi suretiyle işlenir[31]. Bu suçun mağduru veya faili herkes olabilir. Cinsel saldırı suçunda dikkat edilmesi gereken hususlardan birisi de mağdurun yaşıdır. Cinsel saldırı suçunun oluşabilmesi için mağdurun 18 ve üzeri yaşta olması gerekmektedir Failin bunun neticesinde cinsel arzularını tatmin etmiş olması sonucu aranmadığından sırf hareket suçudur[32]

TCK’nın 102. maddesinin birinci fıkrasında, “Cinsel davranışlarla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlâl…” denilmek suretiyle suçun temel şekline yer verilmiştir. İkinci fıkrada, cinsel saldırı suçunu oluşturan fiilin yani cinsel davranışla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal fiilinin vücuda organ veya sair bir cisim sokulmak suretiyle gerçekleştirilmesi hali; üçüncü fıkrada, cinsel saldırı oluşturan fiilin yani cinsel davranışla bir kimsenin vücut dokunulmazlığını ihlal fiilinin beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı gerçekleştirilmesi, kamu görevinin, vesayet veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuzun kötüye kullanılması suretiyle gerçekleştirilmesi; üçüncü derece dahil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından gerçekleştirilmesi, silahla veya birden fazla kişi tarafından birlikte gerçekleştirilmesi, insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle gerçekleştirilmesi, cinsel saldırı suçunun nitelikli halleri olarak düzenlenmiştir[33]. Cinsel saldırı suçunun eşe karşı işlenmesi ile ilgili 765 sayılı TCK döneminde kanunda karı koca olmama gibi bir ifade bulunmamasına rağmen kocanın bu suçun faili olamayacağı düşüncesi yaygındı. 5237 sayılı TCK’da ise suçun basit hali ve nitelikli hali bakımından ayrı değerlendirme yapmak gerekir. Eşler arasında işlenen basit cinsel saldırı eylemi suç oluşturmaz çünkü eşler arasında işlenen cinsel saldırı suçunun şikayet üzerine kovuşturulacağına dair düzenlemenin yeri suçun temel şekli bakımından eşlerin suçun faili olamayacağı neticesini meydana getirir100. Eşe karşı basit cinsel saldırı suçunun işlenmesi halinde, şartlar gerçekleştiğinde TCK m. 232’deki kötü muamele suçu düşünülmelidir[34].

B. ÇOCUĞUN CİNSEL İSTİSMARI

Türk Ceza Kanunu cinsel istismar deyiminden;

  1. a) On beş yaşını tamamlamamış veya tamamlamış olmakla birlikte fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama yeteneği gelişmemiş olan çocuklara karşı gerçekleştirilen her türlü cinsel davranış,
  2. b) Diğer çocuklara karşı sadece cebir, tehdit, hile veya iradeyi etkileyen başka bir nedene dayalı olarak gerçekleştirilen cinsel davranışların anlaşılacağını belirtmektedir.

Suçun sarkıntılık düzeyinde kalması da cezalandırmayı gerektirmektedir. Ancak bu durumda verilecek ceza daha azdır. Öte yandan sarkıntılık düzeyinde kalan cinsel istismarın faili de çocuk ise bu durumda suçun takibi şikayete tabi kılınmış ve şikayet hakkını kullanacaklar da madde metnin de mağdurun velisi veya vasisi olarak gösterilmiştir.

Suçun mağduru da erkek veya kadın olabilir, ancak mağdurun çocuk olması gereklidir. Cinsel istismar suçu re’sen soruşturulan ve kovuşturulan bir suç olmakla birlikte, sarkıntılık düzeyinde kalması ve suçun failinin çocuk olması durumunda soruşturma ve kovuşturma mağdurun, velisinin veya vasisinin şikâyetine bağlı kılınmıştır[35]. Ayrıca TCK m.103/3’de yer alan durumların söz konusu olması halinde faile verilecek ceza artırılacaktır. Bu kapsamda suçun; a)birden fazla kişi tarafından birlikte,

 b)insanların toplu olarak bir arada yaşama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle,

c)üçüncü derece dâhil kan veya kayın hısımlığı ilişkisi içinde bulunan bir kişiye karşı ya da üvey baba, üvey ana, üvey kardeş veya evlat edinen tarafından,

d)vasi, eğitici, öğretici, bakıcı, koruyucu aile veya sağlık hizmeti veren ya da koruma, bakım veya gözetim yükümlülüğü bulunan kişiler tarafından,

e)kamu görevinin veya hizmet ilişkisinin sağladığı nüfuz kötüye kullanılmak suretiyle işlenmesi halinde

Verilecek olan cezanın miktarında artırım yapılacaktır.  TCK’nın 103/5 ‘e göre; “Failin cinsel istismar suçunu işlemek için başvurduğu cebir ve şiddet, kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olur ise ayrıca hakkında kasten yaralama suçuna ilişkin hükümler de uygulanacaktır”.  Yine TCK’nın 103/6’a göre; “Cinsel istismar suçu sonucu mağdur bitkisel hayata girer veya ölür ise fail hakkında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına hükmolunacaktır”.

Suçun maddi unsurunu oluşturan hareket “cinsel ilişkide bulunmak” olarak gösterilmiştir. Vajinal ve anal yoldan yapılan cinsel ilişki arasında fark yoktur.

C. REŞİT OLMAYANLA CİNSEL İLİŞKİ

Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu olarak isimlendirdiğimiz suç ise TCK m.104’de düzenlenmiştir. 15-18 Yaş arasındaki çocuklarla zor kullanmadan, yani cebir, tehdit ve hile olmaksızın, rıza ile cinsel ilişkide bulunulması durumunda, bireylerin bulunduğu yaş gereği cinsel farkındalık içinde olmaları nedeni ile, bu fiiller de yaptırıma bağlanmış, ancak soruşturma ve kovuşturma şikayete tabi kılınmıştır[36]. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçu bakımından fail kadın veya erkek olabilir. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun hareket unsuru “cebir, tehdit ve hile olmaksızın on beş yaşını bitirmiş çocukla cinsel ilişki”dir[37]. Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunun manevi unsuru kasttır. Bu suç için genel kast yeterlidir

D. CİNSEL TACİZ

Cinsel taciz suçu ilk defa 1997 TCK ön tasarısında “Söz atma, sarkıntılık, cinsel taciz” başlıklı 317. maddede, söz atma ve sarkıntılık suçunun nitelikli hali olarak düzenlenmiştir[38]. Cinsel saldırı düzeyinde olmayan ancak kişiyi cinsel yönden rahatsız eden davranışlar cinsel taciz suçu sayılarak, cinsel özgürlüğün en geniş şekliyle korunması amaçlanmıştır[39].  Öğretide yapılan tanımlara göre cinsel taciz “bir kişinin bir başkasını rızası olmadan sözle, gözleriyle veya bedeniyle, cinselliğini hedefleyerek rahatsız etmesi” ; “ bireylerin edep ve iffetlerine yönelik, rahatsız edici nitelikteki hareketlerde bulunması” ya da “mağdurda rahatsızlık yaratacak nitelikte yapılan her türlü cinsel davranıştır[40]. Cinsel taciz sayılabilecek hareketlerin mağdurun vücuduna temas etmemesi gerekir; aksi halde mağdurun yaşına göre cinsel saldırı ya da cinsel istismar suçu gerçekleşmiş sayılacaktır[41].  Cinsel taciz suçunun soruşturulması ve kovuşturulması mağdurun şikâyetine bağlıdır.  Ancak suçun nitelikli hallerinin soruşturma ve kovuşturulması şikâyete bağlı değildir.

VII. 6545 SAYILI KANUN İLE CİNSEL DOKUNULMAZLIĞA KARŞI SUÇLARDA YAPILAN DEĞİŞİKLİK

Türk Ceza Kanunu’nun cinsel dokunulmazlığa karşı suçlara ilişkin hükümleri 18 Haziran 2014 tarihli 6545 sayılı Türk Ceza Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile değiştirilmiştir.  Bu değişiklik ile birlikte;

  • Cinsel Davranış ve Cinsel İstismarın Sarkıntılık Düzeyinde Kalması

Cinsel saldırı ve çocukların cinsel istismarı suçu bakımından önceki hükümlerde yer almayan, fiilin daha hafif cezalandırılmasını öngören bir düzenleme, 6545 sayılı Kanunla öngörülmüştür. TCK’nın 102. maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesine göre; “Cinsel davranışın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde iki yıldan beş yıla kadar hapis cezası verilir.” Benzer düzenleme cinsel istismar suçu bakımından da öngörülerek, TCK’nın 103 maddesinin 1. fıkrasının 2. cümlesine “Cinsel istismarın sarkıntılık düzeyinde kalması hâlinde üç yıldan sekiz yıla kadar hapis cezası verilir.” hükmü eklenmiştir[42].

  • Cinsel Saldırı Suçunun Nitelikli Halleri

6545 sayılı Kanun ile Vesayet ilişkisinin sağladığı nüfuzu kötüye kullanmak suretiyle işlenmesi, üvey baba, üvey ana, üvey kardeş, evlat edinen veya evlatlık tarafından işlenmesi ve insanların toplu olarak bir arada yasama zorunluluğunda bulunduğu ortamların sağladığı kolaylıktan faydalanmak suretiyle işlenmesi halleri gibi yeni nitelikli haller eklenmiştir.

  • Cinsel Saldırı ve Cinsel İstismar İçin Başvurulan Cebir ve Şiddetin Kasten Yaralama Suçunun Ağır Neticelerine Neden Olması Hali

6545 sayılı Kanun ile Türk Ceza Kanunu’nun 102 maddenin 4. fıkrasında cinsel saldırı için başvurulan cebir ve şiddetin kasten yaralama suçunun ağır neticelerine neden olması halinde, ayrıca kasten yaralama suçuna ilişkin hükümlerin uygulanacağı öngörülerek, çocukların cinsel istismar suçundaki düzenlemeyle uyum sağlanmıştır[43].

  • Suçun Sonucunda Mağdurun Beden ve Ruh Sağlığının Bozulması Hali

6545 sayılı Kanun ile “Suçun sonucunda mağdurun beden veya ruh sağlığının bozulması halinde, on yıldan az olmamak üzere hapis cezasına hükmolunur“ fıkrası kaldırılmıştır.

Reşit Olmayanla Cinsel İlişki Suçu

6545 sayılı Kanunun 60. maddesiyle 2 yıldan 5 yıla kadar hapis cezası şeklinde artırılmış, maddeye iki fıkra halinde suçun nitelikli halleri eklenmiştir.

SONUÇ

Cinselliğe ilişkin değerler ve eylemler, toplum ahlakı ve adabıyla, dinsel kurallarla, aile düzeniyle yakından ilgilidir. Bu yüzdendir ki cinsel suçlar, insanlık var olduğundan beri bütün toplumlarda görülebilen, insana yönelik suçlar içerisinde en ağır suçlardan birisi olarak değerlendirilmiş ve tarihte toplumların hukuk düzenlerinde birçok cinsel davranış cezalandırılmıştır.

5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nda ise cinsel dokunulmazlığı ihlal eden fiiller, Ceza Kanunu’nun Özel Hükümlere ilişkin ikinci kitabının “Kişilere Karşı Suçları cezalandıran ikinci kısmının altıncı bölümünde , “Cinsel Dokunulmazlığa Karşı İşlenen Suçlar” başlığı altında “Cinsel Saldırı” (TCK m.102), “Çocukların Cinsel İstismarı” (TCK m.103), “Reşit Olmayanla Cinsel İlişki” (TCK m.104) ve “Cinsel Taciz” (TCK m.105) başlıkları ile düzenlenmiştir. Bireylerin cinsel tercihlerini özgürce kullanması amaçlandığı için bu suç, cinsel dokunulmazlığa karşı suçlar bölüm başlığı altında ele alınmıştır. Cinsel saldırı suçunun nedenleri incelendiğinde, tek bir faktörün değil, çeşitli faktörlerin bu davranışın ortaya çıkmasında etkili olduğu görülmüştür. Geriye dönük yapılan birçok çalışmada, cinsel suçların önemli bir bölümünü (%25-35) genç cinsel suçluların işlediği (Lovell, 2002) ve yetişkin cinsel suçluların neredeyse yarısının ilk suçlarını ergenlik döneminde işlediği belirtilmiştir. Yapılan araştırmalarda tecavüz suçu faillerinin bu suçu birikmiş cinsel dürtünün patlaması sonucu işleyebildikleri gibi, bastırılmış ve gizli kalmış homoseksüel öğenin varlığı ile de işleyebildiklerini ortaya koymuştur.

     KAYNAKÇA

AKSOY, Özgün Sinem,  Cinsel Saldırı Suçu, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Marmara Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2010, s. 15, file:///C:/Users/ASUS/Downloads/274007%20(1).pdf, E.T 20.02.2019.

AVCI, Mustafa, Türk Hukuk Tarihi Dersleri, Konya 2012, s. 211.

BİLGİÇ, Şükrü,  Cinsel Suçlulara Peygamberi Müdahale, İstanbul 2018, s. 55.

CİN, Halil-AKGÜNDÜZ, Ahmet, Türk Hukuk Tarihi, C.1, Konya, 1995, s.265’den aktaran; ŞİŞMAN, s. 11.

ÇAKICI GERÇEK, Leyla, “Yargıtay Kararlarıyla Cinsel Taciz Suçu”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 60, S. 1, 2011, s. 48-65, https://dergipark.org.tr/download/article-file/624642, E.T 25.04.2019.

DEĞİRMENCİ,  Olgun “Uluslararası Suç Olarak Kadına Karşı Cinsel Şiddet Eylemleri”,Türkiye Barolar Birliği Dergisi, 89, 2010, s. 54’den aktaran; BAKİR, Hiba Hadi, Türk Ve Irak Ceza Kanunlarında Cinsel Saldırı Suçu, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2014.

DENİZ, Hüseyin, Türk Ceza Kanununda Cinsel Saldırı Suçu, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Çankaya Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Ankara 2016, s. 9-15, file:///C:/Users/ASUS/Downloads/4180713).pdf, E.T 20.0.2.2019

DÖNMEZER, Sulhi, Ceza Hukuku Özel Kısım, Genel Adap ve Aile Düzenine Karşı Cürümler, İstanbul 1983, s.28’den aktaran; AKSOY, s. 21.

EKİNCİ, Ekrem Buğra, Osmanlı Hukuku, 2012 İstanbul, s. 345.

ERAY YAZAR, Mustafa, 2010-2016 Yılları Arasında Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne Başvuran Cinsel İstismar Ve Cinsel Saldırı Olgularının Adli Tıp Yönünden Değerlendirilmesi, Yayımlanmamış Uzmanlık Tezi, Denizli 2018, file:///C:/Users/ASUS/Downloads/508459%20(1).pdf, E.T 14.3.2019.

ERTURHAN, Sabri, “Fıkhı Açıdan Nitelikli Cinsel Saldırı (Irza Geçme)”, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, C. 16, S. 2, 2012, s. 27-28,  https://dergipark.org.tr/download/article-file/221189, E.T 24.02.2019.

GÖLGE, Berna, “Cinsel Saldırı Olgularının Suç Motivasyonuna Göre Sınıflandırılması”, Adli Tıp Dergisi, C. 21, S. 2, 2007, s. 6-10, http://www.journalagent.com/adlitip/pdfs/ADLITIP_21_2_11_19.pdf, E.T 25.04.2019.

HASANOV, Eldar, İslam Hukuku İle Karsılaştırmalı Olarak Yahudi Hukuku’nda Zina ve Benzer Cinsel Suçlar, Yayınlanmamış Yüksek Lisans Tezi, İstanbul, 2007, s.117’den aktaran; ŞİŞMAN.

https://yoldaolmak.com/st-paul-kuyusu-tarsus-mersin.html, E.T 18.04.2019.

KIRBIYIK, Şerife, Irza Geçme Cürmü ve Benzer Suçlardan Ayrımı, Ankara 2001, s. 32.

KORKMAZ, Melike, “Genç Cinsel Suçluların Kişilik Özellikleri Üzerine Bir Gözden Geçirme”, Sosyal Bilimler Dergisi, C. 9, S. 2, 2011, s. 690-710, https://dergipark.org.tr/download/article-file/45963, E.T 20.03.2019.

KORKUSUZ, Gülşah, “Cinsel Saldırı Suçu”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C. 71, S. 1, 2013, s. 820-850, https://dergipark.org.tr/download/article-file/97789, E.T 15.02.2019

LEHMANN, Sexual Assault, Current Obstetrics and Gynecologic Diagnosis and Treatment, s.1144-1145’den aktaran; SALMAN, s. 16.

MEMİŞ KARTAL, Pınar, “Reşit Olmayanla Cinsel İlişki”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 65, S. 4, 2016, s. 2088-2090,  https://dergipark.org.tr/download/article-file/621650, E.T 15.04.2019.

OKANDAN, Recai Galip, Umumi Hukuk Tarihi Dersleri, İstanbul 1951, s.46-49’den aktaran;  ŞİŞMAN.

ÖZGENÇ, İzzet,  “Cinsel Suçlar Bağlamında, Kur’an Hükümleri Üzerine Bir Değerlendirme”, Ankara Hacı Bayram Veli Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 22, S. 3, 2018, s. 60-70,  https://dergipark.org.tr/download/article-file/685069, E.T 16.04.2019.

PARLAR, Ali; HATİPOĞLU, Muzaffer; 5237 Sayılı Türk Ceza Kanunu Yorumu, Ankara, 2008, s.1603’den aktaran;  DENİZ, s. 13.

SALMAN, Eda, Eşe Karşı Cinsel Saldırı Suçu, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi,  Bahçeşehir Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, İstanbul 2009, file:///C:/Users/ASUS/Downloads/263400%20(1).pdf, E.T 10.02.2019.

SCULLY, Diana, Cinsel Şiddeti Anlamak, Çeviren: TEKELİ, Şirin, AYTEK, Laleper, İstanbul 2018, s. 55

SİNEKÇİ, İbrahim, Cinsel Saldırı Suçu, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Diyarbakır 2015, s. 12-20, file:///C:/Users/ASUS/Downloads/42920(2).pdf, E.T 14.02.2019.

SİNEKÇİ, İbrahim, Cinsel Saldırı Suçu, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Dicle Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Diyarbakır 2015, s. 12, file:///C:/Users/ASUS/Downloads/42920(2).pdf, E.T 14.02.2019.

ŞAHİN, Figen, TAŞAR, Medine Ayşin, “Cinsel İstismar Ve Ensest”,  Türk Pediatri Arşivi,  C. 47, S. 3, 2012, s. 160-170, https://dergipark.org.tr/download/article-file/140686, E.T 25.03.2019.

ŞİŞMAN, Sefa, Cinsel Saldırı Suçu, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya 2010, file:///C:/Users/ASUS/Downloads/261134%20(1).pdf, E.T 20.02.2019.

TEZCAN, Durmuş-ERDEM, Ruhan Mustafa-ÖNOK, Murat, Teorik ve Pratik Ceza Özel Hukuku, Ankara, 2007, s.270’den aktaran; ŞİŞMAN, s. 41.

Türk Ceza Kanunu Öntasarısı, T.C. Adalet Bakanlığı Yayın İşleri Dairesi Başkanlığı Özel Seri 3, Ankara, 1997, s. 96.

Türk Ceza Kanunu, Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı, Yayınları Seri 97,  1992, s. 133.

YALÇIN, Mehmet Akif, Cinsel Saldırı Suçu Mağduru Kadınlara Karşı Toplumsal Tutumlar, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi,  İstanbul Üniversitesi Adli Tıp Enstitüsü, İstanbul 2016, file:///C:/Users/ASUS/Downloads/445398%20(1).pdf, E.T 10.02.2019.

YARSUVAT, “Mukayeseli Hukukta Cinsi Suçlar ve Müeyyideleri”, İstanbul Hukuk Fakültesi Mecmuası, 1964, c.XXX, S.1-2, s.116’den aktaran; AKSOY, s. 16

YENERER ÇAKMUT, Özlem, “Cinsel Şiddet Mağduru Çocuk Kavramı ve Türk Ceza Kanunu’nun Çocuğa Yönelik Cinsel Şiddet Düzenlemelerine Genel Bakış”, Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Hukuk Araştırmaları Dergisi, C. 22, S. 1, 2016, s. 45-50, https://dergipark.org.tr/download/article-file/274327, E.T 25.03.2019.

YİĞİT, Rana, “Çocukların Cinsel İstismarı Ve Ensest”, Anadolu Hemşirelik ve Sağlık Bilimleri Dergisi, C. 8, S.C. 8, S. 2005, s. 91-92, E.T https://dergipark.org.tr/download/article-file/29286, 15.04.2019.

YOKUŞ SEVÜK, Hande, “6545 Sayılı Kanun İle Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarda Yapılan Değişikliklerin Değerlendirilmesi”, Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi, C. 3, S. 2, 2015, s. 124-132,  https://dergipark.org.tr/download/article-file/331431, E.T 25.04.2019.

YÜCEL, Erdem, Yaratılıştan Günümüze Cinselliğin Tarihi, İstanbul 2015

[1]     ERAY YAZAR, Mustafa, 2010-2016 Yılları Arasında Pamukkale Üniversitesi Tıp Fakültesi’ne Başvuran Cinsel İstismar Ve Cinsel Saldırı Olgularının Adli Tıp Yönünden Değerlendirilmesi, Yayımlanmamış Uzmanlık Tezi, Denizli 2018, s. 1, file:///C:/Users/ASUS/Downloads/508459%20(1).pdf, E.T 14.3.2019.

[2]     YÜCEL, Erdem, Yaratılıştan Günümüze Cinselliğin Tarihi, İstanbul 2015, s. 77.

[3]     ŞİŞMAN, Sefa, Cinsel Saldırı Suçu, Yayımlanmamış Yüksek Lisans Tezi, Selçuk Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü, Konya 2010, s. 11, file:///C:/Users/ASUS/Downloads/261134%20(1).pdf, E.T 20.02.2019.

[4]     OKANDAN, Recai Galip, Umumi Hukuk Tarihi Dersleri, İstanbul 1951, s.46-49’den aktaran;  ŞİŞMAN, s. 14.

[5]     YALÇIN, s. 6.

[6]     YÜCEL, s. 62.

[7]     YÜCEL, s. 64.

[8]     ŞİŞMAN, s. 10.

[9]     ŞİŞMAN, s. 10.

[10]   BİLGİÇ, Şükrü,  Cinsel Suçlulara Peygamberi Müdahale, İstanbul 2018, s. 55.

[11]   CİN, Halil-AKGÜNDÜZ, Ahmet, Türk Hukuk Tarihi, C.1, Konya, 1995, s.265’den aktaran; ŞİŞMAN, s. 11.

[12]   CİN, Halil, AKYILMAZ, Gül, Türk Hukuk Tarihi, s. 250.

[13]   BİLGİÇ, s. 59.

[14]   ERTURHAN, Sabri, “Fıkhı Açıdan Nitelikli Cinsel Saldırı (Irza Geçme)”, Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, C. 16, S. 2, 2012, s. 27, https://dergipark.org.tr/download/article-file/221189, E.T 24.02.2019.

[15]   BİLGİÇ, s. 88.

[16]   EKİNCİ, Ekrem Buğra, Osmanlı Hukuku, 2012 İstanbul, s. 345.

[17]   AKSOY, s. 21.

[18]   DÖNMEZER, Sulhi, Ceza Hukuku Özel Kısım, Genel Adap ve Aile Düzenine Karşı Cürümler, İstanbul 1983, s.28’den aktaran; AKSOY, s. 21.

[19]   YALÇIN, s. 11.

[20]   AKSOY, s. 26.

[21]   KORKUSUZ, Gülşah, “Cinsel Saldırı Suçu”, İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Mecmuası, C. 71, S. 1, 2013, s. 820, https://dergipark.org.tr/download/article-file/97789, E.T 15.02.2019

[22]   AKSOY, s. 22.

[23]   KIRBIYIK, Şerife, Irza Geçme Cürmü ve Benzer Suçlardan Ayrımı, Ankara 2001, s. 32.

[24]   DENİZ, s. 9.

[25]   TEZCAN, Durmuş-ERDEM, Ruhan Mustafa-ÖNOK,  s.270’den aktaran; ŞİŞMAN, s. 21.

[26]   ŞİŞMAN, s 22.

[27]   ŞİŞMAN, s. 22.

[28]   Türk Ceza Kanunu Öntasarısı, T.C. Adalet Bakanlığı Yayın İşleri Dairesi Başkanlığı Özel Seri 3, Ankara, 1997, s. 96.

[29]   KIRBIYIK, s. 280.

[30]   Türk Ceza Kanunu, Adalet Bakanlığı Eğitim Dairesi Başkanlığı, Yayınları Seri 97,  1992, s. 133.

[31]   KORKUSUZ, s. 823.

[32]   KORKUSUZ, s. 824.

[33]   BAKİR, s. 20.

[34]   BAKİR, s. 22.

[35]   YENERER ÇAKMUT, s. 45.

[36]   YENERER ÇAKMUT, s. 46.

[37]   MEMİŞ KARTAL, Pınar, “Reşit Olmayanla Cinsel İlişki”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 65, S. 4, 2016, s. 2088,  https://dergipark.org.tr/download/article-file/621650, E.T 15.04.2019.

[38]   ÇAKICI GERÇEK, Leyla, “Yargıtay Kararlarıyla Cinsel Taciz Suçu”, Ankara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. 60, S. 1, 2011, s. 48, https://dergipark.org.tr/download/article-file/624642, E.T 25.04.2019.

[39]   ÇAKICI GERÇEK, s. 53.

[40]   ÇAKICI GERÇEK, s. 53.

[41]   ÇAKICI GERÇEK, s. 56.

[42]   YOKUŞ SEVÜK, Hande, “6545 Sayılı Kanun İle Cinsel Dokunulmazlığa Karşı Suçlarda Yapılan Değişikliklerin Değerlendirilmesi”, Ceza Hukuku ve Kriminoloji Dergisi, C. 3, S. 2, 2015, s. 124,  https://dergipark.org.tr/download/article-file/331431, E.T 25.04.2019.

[43]   YOKUŞ SEVÜK, s. 134.

By |2020-05-02T20:52:37+00:00Temmuz 17th, 2019|Yazılarım|0 Comments

Leave A Comment